
Tiamat
"TİAMAT" İhsan Oktay Anar’ın 2022 Şubat’ında Everest Yayınlarından çıkan en son romanı.
Kapak resmini tarihçi-akademisyen Ali Yaycıoğlu çizmiş.
Özet
Telsiz çağrı kodu TIAMAT olan Osmanlı Tahtelbahir gemisi, 1915 yılında Britanya’nın Mısır’dan asker sevkiyatını engellemek ile görevlidir. Bir aydır Akdeniz’de seyreden çelikten denizaltındaki mürettebat bit, pire, pislikle kaplı, perişandır. Güvertesinde ve denizdeki garip ölülerle karşılarına çıkan karanlık ve sessiz şilebi ganimet olarak ele geçirdiklerinde, hastalık olasılığını görmezden gelmeyi tercih ederler. Ganimetler içindeki altından sandık biçarelerde ruh felcine neden olur. Herkes bir gün onbeş dakikalığına zengin olacak denirmiş!!! Herbirinin kendine göre harcama kalemi vardır. Altın sandık gözlerinin önünde kapkara demire dönüştüğünde, bir de içinden kömür sobası gibi çalışan sabunsu bir yaratık çıktığında korku bir çoğunu esir alır. En başta komutan öd kesesi patlayarak mefta olur. Sorun sadece bu canavar değil tepelerinde onları yoketmek için dolanan Britanya destroyerleri ve de onların sonunu getirecek bir başka ganimet/düşman 7 adet topuzlu çividir. Çivileri de garip bulup belki bir değeri vardır diye tahtelbahire almışlardır. Çivilerin geminin hareketinden bağımsız hareket ettiğini anladıklarında artık çok geçtir.
Kitap çok yeni olduğu ve henüz herkes tarafından okunmadığı için bu andan itibaren öyküyü anlatmak yerine ufak vurgular yapmak istiyorum…
-
Tiamat İhsan Oktay Anar’ın 2005 yılında yazdığı ve İletişim Yayınlarından çıkan AMAT’ın bir devamı gibi de okunabilir. Amat’ta da Tiamat’ta da yazar “gerçeği anlama” etrafında dolanır . Tüylü mikrofon adındaki tesadüfi sokak röportajında da “ben inanmayı değil bilmeyi tercih ederim” der.
-
Her iki kitapta mürettabatın çoğu iman edenlerdir. Batıl inançları güçlüdür. Gemide tek su içici Hafız efendiye saygı duyarlar. Avrupa’da tahsil görmüş Züp’ü bunca eğitimden sonra Ümmet-i Muhammed’in baldırı çıplak kenar mahallesine/kendi aralarına düştüğü için küçümserler. Ama istemeye istemeye de olsa emirlerini yerine getirirler (içten içe doğruyu söylediğini sezdikleri için olabilir mi?). Züp ise Hafız efendiyi din ile zom olmakla suçlar. Kendisi alkolle zom olmayı tercih etmiş gözükür.
-
Doğaüstü cisim ve olayları iman edenlerin içselleştirmeleri daha kolaydır. Anlamak zor olduğundan anlam çıkarmak kolaydır. Sancı ve Mülazım olanların fizik kuralları ile ilişkisini çözdüklerinde ancak düşmanla mücadele başlar. Oynak, kaypak içerikli dağınık zihinler, iman edenlerin sabit-sağlam-sadık beyinlerini yönetir. Aslında hepsi var olmayı hür olmaya tercih eden varlıklardır. Ancak müzik, sanatla ruhları hürriyet hasretini biraz giderir.
-
Yazar öykü boyunca üst-ast ilişkisinin özüne dair çıkarımlarını bize aktarır. İnsanların zaten yapmakta oldukları işi yapmalarına emredecek birine ayrıca niye ihtiyaç duyulur? Kifayetsiz üst; astın tavsiyelerini yine asta kendi sözü gibi söylediğinde bu emir olur.
-
1864 model 25 namlulu mitralyözde otorite olamadığı için otoriter davranan hırslı kumandan her an gemiyi felakete sürükleyecek ani kararlar verebilir. Bunu bilen astlar hepsinin sonunu getirebilecek emirleri maymundan insana evrim geçirircesine passaparola ederek/ dönüştürerek hedef-alta iletirler.
-
Akla dayalı muharebe tarzı ile kadim denizcilik örfü arasında tercih yapmak zorunda kalan kumandan/üst ve bunu sorgulayan tayfayı görürüz.
Son yorumlar
Hem Amat hem de Tiamat; Nazım Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları” şiirlerini çağrıştırır. İhsan Oktay Anar bu defa da gemiye “kadın” almamış. Tıpkı “zebra” “Bengal kaplanı”, “ guguklu saat” almadığı gibi. Kitaba; Gazete Oksijen’de her hafta yazdığı makalelerle beraber bize bir de resim hediye eden Tarihçi ve akademisyen Ali Yaycıoğlu’nun kapak resmi ayrı bir anlam katmış. Kitabı elinize alır almaz “Ali Yaycıoğlu” diye haykırmanız garanti. İhsan Oktay Anar yaşamımıza 1995 yılında “Puslu Kıtalar Atlası” ile girmişti. 2015 yılında İlban Ertem “Puslu Kıtalar Atlası”ndan uyarlama aynı adlı resimli romanı yazıp-çizdi. Çizgi roman sevenlere iyi gelen bir kitap.
Bu kitap da böyle. Kitaplarınız kadar hayalleriniz olsun.